15 Ekim 2019

Ülkemizde ve dünyadaki gelişmeler,
Bir Ülkenin Dolandırılması...

Ülkemizde ve dünyadaki gelişmeler;
1) Barış pınarı harekâtı; şu anda hemen hemen tüm dünyamızı ilgilendiriyor. Türkiye’mizin ve onun sayın cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adından söz edildiği bir süreç sanırım tarih boyunca hiç olmamıştır gerçi genellikle olumsuz yorumlar olsa da olumlu ülkemizin bu harekâtı haklı değerlendiren küresel güçlerde söz konusu Rusya gibi.

Ben şimdilik bu harekât ile fazla yorum yapmak istemiyorum. Nedenine gelirsek bu savaş doğal olarak kısa bir süre sona erecek, her savaş sonunda olduğu gibi alanda bir enkaz oluşur. Enkaz temizlendikten sonra ülkemizin özellikle ulusal güvenliğini kazanması karşılığı neleri kaybettiği daha net yorumlanabilir.

Ancak ben yaşam boyu gerek yazılarımda gerekse televizyon programlarında gerek sivil gerekse asker şehitlerimiz için her zaman Allah’tan rahmet ve ailelerine baş sağlığı diledim, yine diliyorum. Onlar askere, “En büyük asker bizim asker” diyerek uğurlanırlar, onların isimleri Anadolu’muzda “Kınalı Kuzular”dır.

2) Avrupa’daki pek çok ülke Norveç, İsveç, Hollanda, Almanya, Fransa ülkemize silah satmama kararı almışlar! Ancak sizler Yemen halkını acımasızca katleden Suudi Arabistan’a silah satmaya devam ediyorsunuz, tabii ki değişik kanallardan.

3) Bu savaşın tek sorumlusu İsrail’dir. Şimdi başta BM olmak üzere Suriye’nin ulusal bütünlüğünden söz eden ülkeler Suriye’nin Golan tepelerini sonsuza kadar işgal eden İsrail’e ses çıkartmıyorlar. Evet, bu Ortadoğu savaşının tek sorumlusu İsrail’dir. Nitekim en azından Türkiye ile İran’ın arasını açmayı başardılar.

4) Bu savaş ile ilgili bazı görüşleri sizlerle paylaşayım. ABD başkanı Trump “Ülkemiz Ortadoğu’da 8 trilyon dolar harcadı, binlerce askerimiz öldü ve milyonlarca insanın katili olduk. Ortadoğu’ya girmek verilen en kötü karardı kitle imha silahları var” dedi. Daha sonra başta İngiltere olmak üzere kitle imha silahlarının varlığının yalan olduğunu itiraf etmişlerdi.

ABD tarih boyunca tüm savaşları hep yalana dayalı olarak tezgâhladı. İlk defa bunu itiraf eden bir başkan gördük nihayet.

5) Pentagon sözcüsü Eric Pahon “Moskova’nın birinci hedefi NATO’da çatlak yaratmaktı, biz buna izin vermeyeceğiz.” Rusya’nın hedefinin NATO’yu parçalamak olduğunu biliyoruz oysa Türkiye bizim 70 yıla yakın en önemli müttefikimiz dedi. Hatta bunun üzerine Erdoğan bizim en stratejik müttefikimiz Rusya değil NATO müttefikimiz ABD’dir demişti.

6) Ülkemizin Suriye’deki güvenli bölgeye başlattığı harekâtı kınayan başta Fransa, İtalya ve Hollanda olmak üzere yakın tarihimizde Afrika’yı acımasızca, insafsızca sömürdüler. Bu sömürünün bedeli trilyonlarca dolar. Bugün bile Fransa sömürmeye çalışıyor. Sizler bu ülkelere olan borçlarınızı ödemediğiniz sürece küresel adalet sağlanmayacaktır. Ben sizleri uygar ülkeler olarak tanımayacağım (Not: Bu görüşlerimi daha önce yazılarımda paylaşmıştım. Ancak ülkemize gösterdikleri tepki nedeni ile bir defa daha yineleme gereksinimi duydum)

7) Bugün basında şu haber gözüme çarptı. “THY uçağı 55 gündür İran’da rehin bekliyor, motoru bozulunca zorunlu iniş yapan uçağa yedek parça gönderilemiyormuş. Çünkü ABD’nin İran’a yönelik ambargosu varmış.” Artık bu ülkenin ambargoları dünyamız için ve büyük umutlarla beklediğimiz dünya barışı için utanç duyulacak bir gerçek. Peki ABD’yi şımartan sözde dünya hakimi yapan ise şimdilik küresel para birimi olan DOLAR’dır amma!!! Biraz sonra sizlerle paylaşacağım görüşler Michael Hudson’a ait; kendisi eski bir Wall Steet finans uzmanı. Aynı zamanda uzun erimli ekonomik eğilimler çalışmalar enstitüsünün başkanı; “ABD’nin elinden dolar silahı mutlaka alınmalıdır.” Yazı çok önemli ve uzun, ilgilenenlerin mutlak okumalarını öneriyorum.

İşte tam şu günlerde Rusya ve Türkiye’den ulusal para hamlesi geldi. Ve Rusya Maliye Bakanlığından Türkiye ile ulusal para birimleri ile ticaret konusunda anlaşma imzalandığı açıklandı. Anlaşma ile iki ülke arasındaki ticarette kademeli olarak Ruble ve Türk Lirası kullanımları arttırılacak.
Not: bugüne kadar dolara karşı çıkan Irak, Libya, İran ağır bedel ödediler fakat o dönemler geride kaldı. Tüm dünya ülkeleri doların egemenliğine karşı birleşmelidir.

8) Değerli okuyucularım bu yazımı ayın 13’ünde yazıyorum, yani “Barış Pınarı Harekâtı”nın 5. gününde. Bugün için Türkiye’yi kınayan ülkeler ve dost ülkeler basında yer aldı. Fakat ülkemizin jeopolitiğini değerlendiren ülkelerin geri adım atacaklarını değerlendiriyorum.

Bir Ülkenin Dolandırılması;
Dolandıran: Lübnanlı Arap, Hariri ailesi;
Dolandırılan: Dünyanın en soylu ülkesi Türkiye ve Türk halkı…

Bu yazımın kaynağını Murat Muratoğlu’nun bir makalesinden aldım.
Makalenin başlığı; “Milyarlarca dolar yandı, bitti, kül oldu…”

Türk Telekom 2005 yılında babalar gibi satıldı. Lübnanlı Arap Telekom’un %55 hissesini 6,5 milyar dolar karşılığında 21 yıllığına aldı, alındığında Telekom’un kasasında 2 milyar dolar vardı. İlk taksit bu paranın küçük bir kısmıyla ödendi. Danıştay’ın satamaz kararına karşın tüm taşınmazlarını sattı, hatta yer altı kablolar dâhil…

Bu süreçte o günler Mümtaz Soysal dâhil pek çok sendikalarının açtığı davalar sonuçsuz kaldı.

13 yılın ardından geride milyarlarca batık kredi bırakarak ülkeden çekip gitti.

Türk bankalarından 4,75 milyar dolar kredi aldılar, ancak taksitler ödenmedi. Bu borç da bankaların üzerinde kaldı.

Bu soygun maalesef böyle sonuçlandı. 

Fakat bu anda televizyonlara bir haber düştü, bu dolandırıcı pasifik adalarındaki genç sevgilisine 15 milyon dolar göndermiş!!!

Dolandırıcılık öyküsü sadece burada bitmiyor; olayın beni ilgilendiren bir başka boyutu daha var.

Harriri çekip gitti ama geriye çok çirkin bir tablo bıraktı. her gün halkımız sokaklarda yürürken Türk-telokom yazısı olan mazgalların üzerinden geçerken farkına bile varmadan Türk yazan yazıya istemeden basıyor.

Bir gün yayın kurulunda görev aldığım gazetede çalışan bir arkadaşımla çok işlek bir caddede böyle bir mazgalın karşısında oturduk. 30 dakikada 180 kişi farkına varmadan Türk kelimesinin üzerine bastı. şimdi sadece İzmirde 10 binin üstünde mazgal var. Bu asil kelimeyi bir günde kaç kez insanlarımız istemeden farkına varmadan çiğniyor. o zaman soruyorum narede Türk kelimesine toz kondurmıyan Milliyetçi Hareket Partililer, nerede İyi Partiler, nerede Ülkücü Gençler, nerede Türk Gençlik Birliğinin heyacanlı gençleri.

Ben bu görevi üsleniyorum, bu Hariri'yi bir ülkenin kimliğine yaptığı için uluslar arası mahkemelere dava edeceğim. Bbu konuda destek verecek hukukçuları göreve davet ediyorum.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/
Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.html