03 Eylül 2019

30 Ağustos Zafer Bayramı,
1 Eylül Dünya Barış Günü, G7 Zirvesi,
4 Eylül 1919 Sivas Kongresi ve Kemalizm,
Bir Zamanlar İzmir Enternasyonal Fuarı...









30 Ağustos Zafer Bayramı
Zafer bayramı gösterileri gerçekten çok görkemliydi. Özellikle tüm televizyon programlarında zafer bayramımızın önemi tartışılıyordu. Hatta hiç ummadığım televizyon kanallarında bile…

Ve bir gün sonra tüm gazetelerde (hatta yaygın olarak kamuoyunda yandaş basın olarak söz edilen gazeteler dâhil) hepsinde MUSTAFA KEMAL ATATÜRK vardı hepsi Atatürk’ümüze minnet borcundan söz ediyorlardı.

Hatta basınımızın tamamında Atatürk’ümüzün fotoğraflarını gözlemledim. Evet, 30 Ağustos Zafer bayramı buram buram Mustafa Kemal ve ordularının zaferi kokuyordu. Birbirinden  güzel yazılar, yorumlar süslüyordu tüm basınımızı. Herhalde Atatürksüz siyaset yapmayı adet edinen bazı kişiler (Diyanet İşleri sözde başkanı  gibi) Atatürk’ün büyüklüğü karşısında ezildiklerini hissetmedilerse onlara söyleyecek sözüm yok.

1 Eylül Dünya Barış Günü
Aslında bugün ikinci dünya savaşının sona ermesi günü olan bu günü kutlamak içimden  gelmiyor. Çünkü benim ülkemde şu an barıştan söz edemiyorum. Süper iki güç Rusya ve ABD arasındaki ülkem  kurgulanan bir vekâlet savaşının içinde, gerek İdlip gerekse Suriye’nin kuzey doğusundaki güvenli bölge için  sorunlar yaşıyoruz. Ayrıca Doğu Akdeniz’de Avrupa birliğinin haksız yere Güney Kıbrıs’ın yanında yer alması ülkemiz  için savaş potansiyeli taşımaktadır.

Tam bu yazımı yazarken gerek basında gerekse televizyonlarda şu haberi izledim, “Son sekiz ayda dünyada 16 milyon yangın çıkmış. Sadece Rusya’da Yunanistan büyüklüğünde bir yangın oldu ve en acısı Amazonlardaki yangınlar.”

İşte bu çok acı haberler nedeniyle çok önem verdiğim dünya barış gününü kutlamayı içime sindiremiyorum.

G7 Zirvesi
Bu arada G7 zirvesinde bu konu iki sağcı liderlerin kavgasına dönüştü. Makron; “Amazonlar tüm dünyanın malıdır, egemenliğinize saygı duyuyoruz ama her şeyi yok etmenize izin vermeyiz” dedi.

Bu arada Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’da “Amazon ormanlarının korunması tüm dünyanın görevidir” dedi.

Bir de  bu kavganın yani Brezilya’nın sağcı faşist başkanı Jair Bolsonaro ile emperyalist Fransa başkanının kavgasının ahlak dışı tartışmasına girmiyorum. Bu konuda son sözlerim; Dünyayı kurtarmak için küresel bir işbirliği şart oldu.

Şimdi son yapılan G7 kalkınmış ülkenin yaptığı son toplantının gündeminde neler vardı, bir bakalım:
a) İklim krizi (ABD başkanın Trump’ın katıldığı toplantıda iklim krizi konuşulmaz.)
b) Erkek şiddeti (Bu konuda dünyada bir numara ülkemiz neden davet edilmedi acaba?)
c) Eşitsizlikle mücadele (Gündemde vardı ancak tartışılmadı.)
d) Brexit konusu (Avrupa Birliği ile İngiltere’nin arası iyice açıldı.)

Son sözlerim G7’li kapitalist şımarıklarının toplantısından başka ne beklenirdi ki?

4 Eylül 1919 Sivas Kongresi;
Sivas kongresi ülkemizin en ağır koşullarında yapıldı. Bir tarafta ülkemizi, varlığımızı yok etmek konusunda kararlı devletler bir tarafta ihaneti sınır tanımayan İstanbul’daki saltanat ve hilafet makamı vardı. Ayrıca kongre sürecinde mandacı kadroların muhalefeti ile mücadele etmek zorunda kalan Mustafa Kemal ve bu kongrede en çarpıcı olan Tıbbiyeli Hikmet in mandacılara karşın yiğitçe duruşu öne çıkan konulardır.

Ben ülkemizin büyük kurtuluş davasında çok önemli olan bu kongrenin içeriğine girersek bu yazının alanı yetmez. Ancak alınan kararlardan bir tanesini özellikle vurgulamak isterim.  Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i hukuk kuruluşlarının birleştirilmesi ve tam bağımsız Türkiye iradesinin onaylanması çok önemliydi. Diğer kararları başka yazılarda paylaşırız, arzu ederseniz siz de araştırabilirsiniz.

M. Kemal Atatürk 1927 yılında CHP’nin ikinci büyük kongresinde yaptığı açılış kurultayında (1931 yılındaki kurultayı) CHP sinin Sivas Kongresinde kurulduğundan söz eder.

Gerçi bugün CHP organları 9 Eylül tarihini kuruluş günü olarak kutlamaktadır (Gerçi 9 Eylül de Kurtuluş Savaşımızın başladığı ve savaşın sonlandırıldığı İzmir’imizin bu tarihini de saygı ile karşılarım. Ancak ben yine de CHP’nin kuruluşu olarak Sivas Kongresi olduğuna inanmaya devam edeceğim.

Kemalizm
CHP’nin 1935 yılında toplanan 4. büyük kurultayında Kemalizm resmiyet kazanmıştır. Mustafa Kemal, CHP programına temel olan ana fikirleri, Türk devriminin başlangıcından bugüne kadar yapılmış olan işlerle yalın olarak ortaya konmuştur. Yalnız birkaç yıl için değil geleceği de kapsayan tasarılarımızın güttüğü bütün bu esaslar Kemalizm’in prensipleridir.

Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan Sayın Yıldız Akalın’ın “Kemalizm ve Devrimler” yazısından bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kemalizm Türk aydınlanmasının adıdır. Bugünkü savaş bu aydınlığı, karanlığa dönüştürmek isteyenlerle aydınlığı seçenlerin savaşıdır. Kemalizm’in değiştirilemez altı ilkesi vardır.

1) Cumhuriyetçilik
2) Ulusçuluk (Atatürk Milliyetçiliği)
3) Devletçilik
4) Devrimcilik
5) Laiklik
6) Halkçılık

Bu ilkeler Kemalizm’in olmazsa olmaz ön koşullarıdır.

Bir de bugünkü şartlara bakalım; hain Vahdettinler, Kurtuluş Savaşımızı dinsizlik sayan Şeyhülislamlar Şeyh Saidler ve pek çokları bugün değişik adlarla sahnedeler. Aramaya gerek yok çevremizde dolu.

Önemli bir not: CHP’nin 1951 kongresinde Kemalizm’in yerine “Atatürk yolu” terimi kabul edildi.

Son söz: Ben yaklaşık 70 yılın içinde çoğu süreçte onurla yer aldığım bu partide bundan sonra da Kemalist olmayı sürdüreceğimi ifade ediyorum.

Bir Zamanlar İzmir Enternasyonal Fuarı

Önümüzdeki günlerde İzmir Fuarı açılacak. Bugün ülkemizde İzmir ülkemizin en demokratik kentidir, en uygar kentidir, bilimde gelişmişlik düzeyi en yüksek kentidir.

Uzun bir dönem ülkemizin eğitim kurumları uluslararası bilim yarışmalarında sürekli birincilikler kazandı.

Benim bu konuda geçmişteki 20 Ağustos - 20 Eylül arasında yapılan İzmir Fuarının, İzmir ve çevresini ne ölçüde etkilediği konusunda aklımda kalan anılarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dönem 1948-1949 yılları İkinci Dünya Savaşının sona erdiği günlerdi, benim yaş gurubumda olanlar pekiyi hatırlarlar.

O günler şu şarkı dayatılırdı biz çocuklara;

Birler, ikiler, üçler, yaşasın Türkler
Dört, beş, altı, Almanya battı
Yedi, sekiz dokuz, Ruslar domuz
On, on bir, on iki, İngiltere tilki
On üç, on dört, on beş, Amerika kardeş (Amerika’nın kardeş değil kalleş olduğunu öğrenmemiz fazla sürmedi)

Ve o günlerin İzmir Fuarına hemen hemen pek çok ülke katılırdı, benim yaş gurubum için en çok her ülkenin broşürleri toplamak hevesimiz vardı böylece dünyayı tanımak şansımız oldu;

O günler mesela bir süre sonra büyük bir teknoloji ülkesi olan Japonya pavyonunda sadece oyuncak bebekler belleğimde kaldı.










1960’lı yıllar; Kapitalizmin temsilcisi ABD ile sosyalizmin temsilcisi Sovyetler birliği arasında kıyasıya ideolojik mücadeleye tanıklık ettik. (Oysa o dönemler Sovyetlerin hiç bir ülkede bir fuara katılması söz konusu değildi.)

Bu hafta açılacak İzmir Fuarı 6-15 Eylül bu yıl özel konuk ülke Çin özel konuk kent ise İstanbul...

SON SÖZLERİM: Bu fuarın İzmir’e çok kültürel katkısı olmuştur, bütün ülke sanayileşmenin erdemine İzmir’de tanık olmuştur. Her kıymetli sanatçılarımın ayrı mekânlarda gördüğü ilgi hep tartışma konusu olmuştur. Benim için fuar anıları bir kitap olacak kadar çoktur, şimdilik bu kadarla yetinmek zorundayım.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/
Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.html