30 Temmuz 2019

Avrupa emperyalizminin çöküşü, Avrupa ülkelerinin ödemesi gereken bedel,
İklim değişikliği, İklim krizi için ülkemde neler yapılmalı...

Avrupa emperyalizminin çöküşü
Avrupa ülkeleri yıllarca Afrika’yı acımasızca sömürdü. Afrika’nın zenginliklerine konmak için yaklaşık 20 milyon Afrikalıyı çocuk yaşlı, ayırt etmeden haince öldürdüler. En son Fransa cumhurbaşkanı Sarkozy Kaddafi’den seçim harcamaları için borç istedi, Kaddafi parayı üç valiz ile kendisine teslim etti. Sarkozy bu nedenle yargılandı.

İtalya başbakanı Berlusconi ise Kaddafi’nin hukukçu kızı Ayşe ile nişanlandığını ilan etmişti.  Onun da gözünde Libya’nın çok zengin petrol yatakları vardı.

Peki, sonra ne oldu daha bir yıl bile geçmeden NATO ile ortak ABD’yi de yanlarına alarak Kaddafi’yi öldürdüler. Ülkesini yer ile bir ettiler ve bir ajana onu öldürttüler bankalardaki 150 milyar doları çaldılar ve tüm zenginliklerine el koydular.

Kaddafi, zamanında tüm Afrika ülkelerine özellikle petrol desteği veriyordu. Kıbrıs çıkartmasında ülkemize verdiği destek belleklerdedir. Bugün Kıbrıs’a gidenler Lefkoşe Girne otoyolunun tamamının parasını peşin ödeyerek yaptıran Kaddafi’dir.

Ve şimdi o İtalya Libya’dan gelen göçmenlerin (halen o coğrafyada kanlı bir savaş devam ediyor) ülkelerine girişlerine izin vermiyor!!!!

Şimdi gelelim Afrika gerçeğine;
1) Dünyadaki platin ve kobaltın %90’ı
2) Altının %50 si Uranyumun %35’i
3) Manganezin %33’ü Afrika’da.
4) Ayrıca petrol Angola, Nijerya ve Sudan’da, bakır Zambiya’da, uranyum Namibya’da.

Bütün bu zenginlikler şu anda Çin’in. Şu anda Çin Afrika ile ticareti 230 milyar dolar ve her yıl artıyor ve yetkililerin ifade ettiğine göre “Çin asla geleneksel (emperyalist) güçlerin yayılmacı yolunu izlemeyecek ve hegemonya amacı taşımayacak.”  Yaklaşık 10 bin şirketi var Çin’in ve 100 bin Afrikalı çalışıyor.

Bu nedenle geçtiğimiz günlerde Çin lideri Şi Cinping 3/4 Eylül’de Afrika ile ilgili forum düzenledi. Yani açıkçası AFRİKA ARTIK ÇİN’İN…

Avrupa ülkelerinin ödemesi gereken bedel
Peki, bu Avrupa ülkelerinin 200 yıldır acımasızca sömürdüğü ve 20 milyon (daha yüksek rakamlar da ifade ediliyor) insanı öldüren Avrupa ülkeleri yaptıklarının bedelini ödemeyecekler mi?

Bu sütunlarda teklif ediyorum, Avrupa yargılansın.

Russell Mahkemeleri; 1966 yılında Bertrand Russel önderliğinde Dünya mahkemesidir
ABD’nin Vietnam’da yaptığı katliamı soruşturmuştur.
ABD Vietnam’da 3milyon insanı katletti.
İkinci Dünya Savaşında 2 milyon ton bomba atılmış iken bu savaşta 7 milyon ton bomba atılmıştır. Bu savaşa katılan farklı ülkelerin pilotlarına sakın fazla riske girmeyin, boş arazileri bombalayın denmiştir. Yani sadece silah mühimmat fabrikalarının çalışmasını isteyen senatör ve generallerin!!! çirkinliği.

Russell Mahkemesine farklı ülkelerden 18 kişi katıldı. Ülkemizden Mehmet Ali Aybar katılmıştı. Mahkeme ABD kamuoyunu çok etkiledi, savaştan dönen askerlerde üst düzey psikolojik rahatsızlıklar ve intiharlar yaygınlaştı.

Bu arada Hollywood sinemaları devreye girdi ve bu savaşı haklı çıkartma gayretlerine girdiler tek bir fotoğraf bu filmleri yerle bir etti.

Evet, önerimi içtenlikle tekrarlıyorum. 20 milyon Afrikalının anısına “Bir dünya mahkemesi daha kurulsun ve Avrupa insanlık adına yargılansın.”

İklim değişikliği
Bugüne kadar yaklaşık son 10 yılda 23 kez iklim değişikliği ile ilgili yazı yayınlamışım. Bugün de arşivimde 200 aşkın yazı birikti.

Ancak ülkemizin iklim değişikliği veya küresel ısınma konusunda yeteri kadar uyarıldığına inanıyorum. Çünkü bir kamuoyu araştırma şirketi olan Konda yaptığı Türkiye İklim değişikliği algısının 2019 araştırmasına göre; Türkiye’de her 10 kişiden 6’sı iklim değişikliğinden kaygılı, her iki kişiden biri de iklim krizinin etkilerini yaşadığını belirtiyor. Raporda son üç yılın en çok meteorolojik afetin görüldüğü yıllar olduğu vurgulandı.

Bu toplumsal kaygıya katkım oldu ise kendimi çok mutlu hissederim. (ayrıca son 10 yılda yaklaşık 11/12 kez de başta Ulusal Kanal, Ege TV, İZMİR SKY TV’de pek çok defa bu tehlikeden söz etmiştim)

Bu kez uyarılarımı son kez yazacağım ve çözüm önerilerimi sıralayacağım:

1) Cumhuriyet gazetesinde bir haber, “Aşırı sağcılar (daha önceki yazılarımda söz ettiğim 15 yaşındaki İsveçli eylemci) Thunberg’i boykot ettiler.” Başta Marine Le Pen’in aşırı sağcı partisi ulusal cephenin milletvekilleri ve yandaşları “kıyamet gurularına!!! ihtiyacımız yok dedi.”

2) Ülkemizde 11 yaşındaki iklim aktivisti Atlas Sarrafoglu, Cumhuriyet Gazetesinde “Biz çocuklar olarak iklim krizini birbirimize anlatmalıyız bu krizin acısını biz çocuklar çekeceğiz” dedi.

3) WWF Türkiye doğa koruma direktörü “Gezegenimizin felaketi üzerine saadet kuramayız böyle bir senaryonun kazananı olmaz. Bizlerin ‘politika üstü’ bir ruh haliyle doğamıza ve birbirimize sarılmamız gerekiyor” dedi.

4) Polonya’nın Katowice kentinde düzenlenen İklim Değişikliği Konferansı’nın açılışında konuşan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Küresel ısının 1,5 derecenin üzerinde artması halinde oluşabilecek olumsuz sonuçlara” dikkat çekti. BM Genel Sekreteri, “Dünya genelinde karbon emisyonunun 2030'a kadar yüzde 45 seviyesine düşürülmesi, 2050 yılında ise tamamen sıfırlanması” çağrısında bulundu.

5) Cumhuriyet Gazetesinin “Herkese Bilim ve Teknoloji” ekinde Doğan Kuban, yazısında “İnsan cinsi yok olabilir” diyor ve şöyle devam ediyor, “Yok olmadan gelecekteki kuşaklar için yaşanabilir bir ortam bırakmalıyız bizden sonraki insanlığa insani bir miras bırakmalıyız.

6) Yine Cumhuriyet Gazetesinin “Herkese Bilim ve Teknoloji” ekinde Batuhan Sarıca, “Türkiye en fazla etkilenen ülkeler arasında olacak” dedi.

7) 6 Haziran tarihli Cumhuriyet Gazetesinin bir haberinde; Melbourne merkezli düşünce kuruluşu Ulusal İklim Restorasyonu Merkezi’nin hazırladığı raporda, “İnsan uygarlığının 2050’de yok olabileceği” vurgulandı.

Şimdilik bu kadar ile yetinelim görev çocukların şimdi harekete geçin o gün geldiğinde ABD başkanı Trump hayatta olmayacak. Rusya başkanı hayatta olmayacak, Çin lideri Şi Cinping hayatta olmayacak. Sizlere posta koyan o açgözlü kapitalistler de hayatta olmayacaklar, ama siz çocuklar “bu gezegende var olacaksınız.”

Şimdi dünya çapında örgütlenin. Çocuklar size bir iyi haber, Danimarka’nın yeni başbakanı hanım efendi iklim krizi ile düşüncesi olan herkese destek olacağını ifade etti.  Umarım küresel çapta bir dergi çıkarmanıza destek olabilir.

İklim krizi için ülkemde neler yapılmalı
Aslında bu konuda görüşlerimi hazırlarken Sayın Cumhurbaşkanımızın tarım kurultayında bir çağrısı geldi. Her konuda önerileri dikkate alacağını ifade etti. Ben de yazılarımı bu öneriyi de dikkate alarak sıralayacağım.

1) Tarım öncesi ülkemiz su sıkıntısı ile karşı karşıyadır uzmanlar bu konuyu “Üçte ikisinde Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Türkiye’de yağışlar 10 yılda yüzde 25 azaldı. Su kaynakları olumsuz etkilenecek, Fırat ve Dicle’de su azalacak. HES’ler de bu durumdan nasibini alacak. Su stresi olan ülke kategorisinden su kıtlığı olan ülkeler sınıfına düşeceğiz” diye ifade ediyorlar.

2) Bu nedenle Türkiye başta Ege ve Akdeniz Bölgesi ve iç Anadolu Bölgelerinde vakit geçirmeden damlama sulama sistemine geçmelidir. Uzmanlar bunun 40/50 milyon dolara mal olabileceğini söylüyorlar.

3) İstanbul önümüzdeki yıllarda susuzlukla karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle İstanbul’daki yabancılar gerek Afrikalı, gerek Afgan, gerek Suriyelilerin ülkeleri su rezervleri bakımından bizden daha avantajlıdır. Bunların şu anda kullandıkları su Istranca derelerinden zorlukla getirilen suya eşdeğerdir burada bu gerçeği belirtmeliyim.

İstanbul daha nüfusu henüz 8 milyon iken Sayın Bedrettin Dalan ve sonra gelen Nurettin Sözen de su krizi nedeni ile seçim kaybettiler. Ayrıca Türkiye’ye hiçbir katkısı olmayan bu yabancılar ülkemizde iklim krizine yol açan en az üç kömür santrali kadar enerjiye ortak oluyorlar.

4) GAP projesi mutlaka tamamlanmalı. GAP Cumhuriyet tarihinin en büyük, en görkemli projesidir başta Devlet Su İşleri mühendisleri olmak üzere Türk mühendisliğin çok başarılı bir uygulamasıdır. Ancak son zamanlarda bu proje terkedilmiştir. Oysa yaklaşık 25/30 milyar dolar daha yatırım yapılsa Türkiye üretim rekoru kırar ve yapılan masrafı beş yılda amorti eder. Ne yazık ki son yapılan beş yıllık planda da Sayın Cumhurbaşkanının tarım konferansında hak ettiği ilgiyi görmemiştir.

5) Karadeniz’e yağan ve oradaki yurttaşlarımıza can kaybı dâhil büyük kayıplara neden olan yağmur suları Akdeniz’deki Mavi Tünel yöntemi ile İç Anadolu’ya akıtılmalı. (Not: Mavi tünel, Toros dağlarına yağan yağmurları dağın çevresine bir baraj yapılarak bir tünelle Konya ovasına bağlandı. Ancak Konya Belediyesi bu suyu sadece içme suyu olarak kullanınca Konya ovasında obruklar oluştu.)

6) Hidropolitik akademi gibi çok birikimli ve yetenekli kadrolarla kurumsal işbirliği yapılmalıdır. Ancak önce su sonra tarım reformu yapılır ve Türkiye bir kez daha kendi kendine yeten bir ülke olabilir.

7) Devlet, seralara sahip olan üreticilerimize ivedilikle ülkemizde son yıllarda tanık olduğumuz hortum, dolu ve aşırı fırtınalara karşın destek olmalı, seralar güçlendirilecek şekilde uzun vadeli kredilerle desteklenmelidir.

Son söz: Türkiye Anadolu’nun sonsuz zenginliğini keşfetmelidir. İşsizlik de ekonomik krizin aşılması da Anadolu zenginliklerinde çözümlenebilir. Türkiye üretimde kendi kendine yeterli bir ülke olabilir

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.html