05 Temmuz 2019

G20 toplantısı ve sonuç bildirisi, Diğer uluslararası toplantılar,
ABD tarafından 2 ahlaksız teklif,
Ülkemiz için büyük bir şahsiyet Rauf Denktaş ile bir anı,
Bugünkü yazımı sonlandırırken bir önerim var...

G20 toplantısı ve sonuç bildirisi
Japonya’nın Osaka kentinde yapılan sözde gelişmiş!!! ülkeler toplantısı bende çok ama çok hayal kırıklığı yarattı. Dünyanın en güçlü ülkeleri ilişkilerini karşılıklı çıkar amaçlı ikili görüşmelere yoğunlaştırdı.

Toplantının en fazla itibar gören ülkesi Suudi Arabistan’dan, BM dahil katil olarak suçlanan Prens Selman’dı, çünkü parası vardı.

Ben açıkça Sayın Cumhurbaşkanımızın kendisine ayrılan yerde değil ABD başkanın yanında görünmek için kuralları çiğnemesi gibi davranışlara pek itibar etmiyorum. Başka basın mensupları yeteri kadar bu görüntüyü işledi.  Benim izleyicilerim böyle magazinleşmiş haberlere fazla itibar etmezler sanırım.

Fakat daha önce bir başbakanımızın ABD başkanı Clinton ile böyle bir toplantı sonrası aile fotoğrafı çekilirken Clinton’un yanında görünmek için toplantıdaki ülkelerin liderlerine dirsek atarak öne geçişini anımsarım.

Ne yazık ki ülkemizde ABD başkanı ile yan yana görünmek, ülkemizde bir avantaj olarak algılanıyor. Oysa bu dünyanın en emperyalist kan dökücü ülkesinin başkanının yanında görünmek M. Kemal’in ülkesinde olmamalıydı diye düşünüyorum.

Gelelim toplantıdan sonraki gelişmelere;
1) Her ne kadar ABD başkanı Trump Türkiye S400 almakta haklı dese de Senato  Dış İlişkiler Başkanı Eliot engel yaptığı açıklamada “Türkiye hem S400 hem de F35 uçaklarına sahip olamaz, Başkan Erdoğan oyun oynamaya son vermeli” dedi ve ekledi “Türkiye Batı ile Rusya arasında bir tercih yapmalıdır.”

2) Toplantının bir başka siması ise Almanya şansölyesi Merkel idi ancak daha yeni görevi bırakacağını söylediği için yeni başkanın gelmesi gerekirdi. Herhalde Almanya da bu toplantıyı ciddiye almadı.

3) Bir diğer önemli siması İngiltere başbakanı Mey idi. Ülkesindeki muhaliflerince yapacağı konuşmanın Britanya’yı bağlamayacağını ifade ettiler. Görüntülerden izlediğim kadarı ile kimsede yüz vermedi zaten.

4) Toplantıya katılan ülkeler, yaklaşık 20 bin nükleer bomba sahibi. Olası bir yanlış anlama sonucu bir nükleer savaş çıkarsa dünyamızda havada karada ve denizde yaşam tamamen sona erecek. Bu konuda bir tartışma ve görüşme oldu mu? Hayır

5) Kırk üç maddelik sonuç bildirisinde bir dizi laf kalabalığı dışında iklim değişikliği ile  ilgili görüş farklılıklarından söz ediliyor. Oysa aynı anda;

A) Japonya’nın tam karşısında Meksika’da Guadalajara şehrinde üstelik 27 derece sıcaklıkta dolu fırtınasında yağan dolular bir buçuk metre yükseklik oluşturdu.

B) Hindistan’da sel felaketinde şimdilik 12 yaşamını yitirdi, acil durum ilan edildi.

C) Rusya’yı sel vurdu, bir kentte olağanüstü hal ilan edildi.

Keşke bu toplantıya daha önce sözünü ettiğim 15 yaşındaki İsveçli ve Nobel’e aday gösterilen iklim eylemcisi konuşmalıydı ki belki de sadece kendi çıkarlarını düşünen bu sözde gelişmiş! ülke liderleri belki utanırlardı.

Diğer uluslararası toplantılar
Münih Güvenlik Konferansı (30 Haziran)
Bu toplantıda da sözde dünyanın geleceği konuşuldu. Peki, nükleer silahların sınırlandırılması konuşuldu mu? Hayır.

İklim değişikliği gündeme geldi mi? Hayır.

Bu toplantının sonucunda da aynı G20’deki gibi laf salatası!!!

Sadece bir maddeyi ilginç buldum, Liberal Kapitalist sistem artık rakipsiz değil. Rusya ve Çin bu modelin karşısına “Otoriter Devlet Kapitalizmi”ni koydu. Bu konu çok özel bir yazı konusu olmalı. 

Bir başka toplantı AB Liderler Zirvesi (02 Temmuz)  
Bu toplantıdan da herhangi bir sonuç çıkmadı. Sadece ikili görüşmeler ve pazarlıklar yapıldı.  Benim izlenimimi sorarsanız, “AB fazlası ile anlamını yitirmiş” diyebilirim.

ABD tarafından 2 ahlaksız teklif
1) ABD ordusundan görevli bir Albay İran’a bir teklifte bulunuyor “Bize boş alanlar gösterin orayı bombalayalım.”

Herhalde bu komutan silah sanayi temsilcisi olsa gerek ki  sürekli savaş sanayinin desteklenmesini istiyor oysa ABD’deki petrol lobisi sahibi olan senatör veya generaller çok acımasızlardır petrolüne göz koyduğu ülkelere öylesine saldırırlar ki  (Örneğin Irak ve Libya) o ülkeler artık dünyada bir daha yıllarca huzura kavuşamazlar.

Şu sözü yenileme gereksinimi duyuyorum “Kan kokusu almış köpek balıklarından daha tehlikelisi petrol kokusu almış  ABD emperyalizmidir”

2) dünyanın oldukça büyük İslam ülkesi olan Endonezya’yı “sözde Çin’in Sincang Uygur Özerk Bölgesi’nde sözde oradaki Müslümanlara işkence yapılıyor” iddialarına karşın, Endonezya düşünce kuruluşu IPAC, Sincang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki eğitim kampları konusunda hazırladığı raporda  “İşkence iddiaları ABD’nin kendi emperyalist çıkarları için piyasaya sürdüğü propagandadır” vurgusu yaptı. Burada önemli bir not ancak ülkemizde yine ABD tarafından yapılan bu propaganda sonucu bir siyasi patimiz İYİ Parti tuzağa düşmüş bu da Çin ile aramızın açılmasına neden olmuştu. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı G20 den sonra yaptığı Çin ziyaretinde durum düzeldi.

Ülkemiz için büyük bir şahsiyet Rauf Denktaş ile bir anı
Sayın Denktaş ile İzmir’de bir toplantıdayız. 2002 yılları, ben o zamanlar Hava pilot korgeneral Sayın Yaşar Müjdeci ile pek çok televizyonda program yapıyoruz. Bir ara bizimle özel görüşmek istedi yanına gittik, bize aynen şöyle konuştu:

“Kıbrıs’ın çevresinde çok zengin hidrokarbon yatakları var.  Şimdilik bu gerçeği saklıyorlar, beni ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni  tasfiye ettikten sonra açıklayacaklar. Biz de televizyon programında bu gerçeklerden söz ettik ancak ne yazık ki o zamanlar ülkemizde “Kıbrıs’ı Türkiye için yük kabul eden” irade hakimdi. Bu Kıbrıs cumhurbaşkanlığından öte anavatan sevdalısı olan Sayın Rauf Denktaş’ı rahmetle anıyorum.

Bugünkü yazımı sonlandırırken bir önerim var

Daha önceleri Sevilla deniz hukuku üniversitesinde yapılan ve ülkemizi Antalya körfezine hapsedilen ülkemiz için öneriler:

1) Kıbrıs’ta hemen bir deniz üssü kurulmalı.

2) Karpas yarımadası Kıbrıs’ın en stratejik bölgesidir. “Şimdi orada sadece Rumlar yaşıyor kiliseler filan var” tezgâhına düşmeyelim. Bu yarımadanın hemen karşısında Adana İncirlik üssüve diğer yanda Rusya’nın Tarsus üssü ve Hmeymim hava üssü var. Tuzağa kesinlikle düşmeyelim ve Karpas yarımadasını vermeyelim.

3) Önümüzdeki yıllarda mademki denizler gittikçe önem kazanıyor biz de “Deniz Hukuku Üniversitesi”ni derhal kurmalıyız.
Ben aslında “Bu fakülte İzmir 9 Eylül üniversitesinde olmalı” diye düşünmüştüm ancak baktım ki rektör hanımefendi işi marketçiliğe dökmüş düşüncemi geri çektim. Şimdiki önerim deniz hukuku fakültesinin Antalya üniversitesinde yapılması ve bu üniversitede görevli Doç. Dr. Emete Gözügüzelli’nin bu göreve getirilmesidir. Ben bu hanımla hiç karşılaşmadım, sadece televizyon konuşmalarından tanıyorum, ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyeti uzmanıdır.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.html