26 Haziran 2019

Greta Thunberg’in Nobel Adaylığı, İstanbul seçimleri,
Seçimlerde uluslararası siyasetimizin istismar edilmesi,
Uluslararası ilişkilerimizde çok önemsediğim gelişmeler,
Yer küremizi ilgilendiren iki haber ...

Greta Thunberg’in Nobel Adaylığı
Eski yazılarımdan 10 Mayıs yazımda 16 yaşındaki iklim değişikliği eylemcisi Greta Thunberg’den söz etmiş ve “İklim değişikliği eylemcisi 16 yaşındaki Greta Thunberg parlamentoda senato kanadında konuşuyor; ‘Yeni kuşakların geleceğinin küçük bir grup insan hep daha fazla paraya sahip olabilsin diye satıldığını’ söylüyor. ‘Tek ihtiyacımız olan şey bir gelecek geleceğimizi çaldınız.’ diyor İtalyan senatörlerin üzerinden dünyanın bütün egemenlerine. ‘Bize yalan söylediniz, bize sahte umutlar verdiniz. Eyleme geçmenizi bekliyoruz HAYALLERİMİZİ VE UMUTLARIMIZI geri verin.’ Demiştim”

Şimdi bu İsveçli çocuk Nobel barış adaylığına önerilmiş. Yazılarımı paylaşan dostlar lütfen ülkemizin tüm gençlerine bir şekilde ulaşın ve yerküremizin kurtuluşu için genç kıza destek olun.

İstanbul Seçimleri
Bu yazımı yazarken İstanbul seçimleri bitmişti ve CHP adayı Ekrem İmamoğlu büyük bir fark ile seçimi kazandı. Doğal olarak bu başarısını kutluyorum ancak şu koşullarda kendisini eleştirmek değil ama uyarmayı düşündüm.

Ülkemizin her yerinde tarihimizde görülmemiş bir coşku ile yapıldı ki kutlamalar Edirne’den Hakkâri’ye kadar Muğla’dan Trabzon’a kadar paylaşılan coşkuya bende katılıyorum uyarılarımı daha sonraki günlere bırakıyorum.

Çünkü ben bu seçimlere hangi adayın ateşten gömlek giyeceği gözüyle bakıyorum.

Bundan önceki iki yazımda uyarıda bulundum (Ben siyasete 1960 yılında İstanbul CHP gençlik kolunda başladım. Sayın Ekrem İmamoğlu henüz doğmamıştı.) İşte bu nedenle uyarma yapma hakkım olduğuna inanıyorum.

Lafı fazla uzatmayayım;
Sayın İmamoğlu seni ve CHP’yi iktidara taşıyan koşullar aynen devam edecek. Hayat pahalılığı, yoksulluk ve işsizlik her geçen gün artarak devam edecek ve AK parti seni de başarılarını da elinden geldiği kadar engelleyerek pusuya yatacak ve bugün seni yere göğe sığdıramayanlar seni birer birer terk ederken Orhan Ayber ağabeyini anımsarsın umarım. Yine de sana sonsuz başarılar.

Seçimlerde uluslararası siyasetimizin istismar edilmesi
Ülkemizdeki tüm seçimlerde en büyük kaygım sadece bir kaç oy uğruna zaten oldukça kritik ve fazlası ile sıkıntılı olan uluslararası ilişkilerimize zarar vermesi idi. Neyse ki bu seçimlerde sadece Mısır ile zaten kısmen sıkıntılı olan ilişkimiz daha fazla bozuldu. Eski devrik devlet başkanı Mursi için ülkemizde yapılan ve de şehit olarak kabul edilmesi sonucu gıyabında ulusal boyutta namaz kılınması ve bu namaza devletin üst düzey yöneticilerinin katılımı Mısır’ın mevcut yönetimince tepki ile karşılandı. Mısır’ın resmi televizyon kanalında ve ülkelerinin tüm siyasi partilerinin ortak iradesi ile Türkiye’yi içişlerine müdahale olarak suçladılar.

Mısır ile ilişkilerimiz ülkemiz için çok önemli.

Mısır önümüzdeki yıllarda yeni bir başkent kuracak, yaklaşık ilk aşamada 500-600 milyar dolar harcanacak. Rusya ve Çin’in katkıları ile Kızıldeniz kenarına yapılacak bu yeni başkent için bölgenin en başarılı ve en deneyimli inşaat sektörüne sahip olan ülkemiz devre dışı bırakılacak.

Tabii ki Rusya buraya yapacağı yatırım için bugüne kadar ülkemizden tedarik ettiği pek çok ürünü Mısır’dan alacak. Afrika’nın kapısı olan bu ülke ayrıca Afrika’dan pay almak isteyen ülkemiz için Mısır ile kötü olan ilişkilerimiz için çok olumsuz koşullar içeriyor.

Doğu Akdeniz’deki gaz yataklarının değerlenmesi konusunda Mısır’ın bölgedeki ağırlığı yadsınamaz,  ancak bir gerçek daha var ki oda Mısırın üst düzey bir din adamı şöyle diyor;

“Biz bir İslam ülkesiyiz, Türkiye de bir İslam ülkesi ve ortak bir tarihimiz var. İki ülke çok uzun yıllar ayni imparatorluğun içinde var olduk. Şimdi bu düşmanlık sonucu bizim ülkemizi ABD’nin desteklediği Haydut İsrail ile savaşmak zorunda kaldığımız İsrail ile aynı kampa mecbur bıraktınız. Ülkemizi daha önce işgal eden Protestan Fransa ile aynı kamptayız Katolik İtalya ile aynı çıkar kampındayız ve en acısı Ortodoks Yunanistan ve Güney Kıbrıs devleti ile aynı kampa itildik. Oysa biz İslam ülkesiyiz ve Türkiye ile ortak tarihimiz var. Umarım bu tarihi yanılgı iki ülkenin yöneticileri tarafından düzeltilir”

Uluslararası ilişkilerimizde çok önemsediğim gelişmeler
27-28 Haziran Japonya’da yapılacak G20 toplantısı ve daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın Çin’e yapacağı ziyaret ve daha sonra Hindistan’a yapılması planlanan üst düzey ziyaret bana göre çok önemli.

NOT: Hindistan önümüzdeki 5-6 yılda hem nüfus olarak Çin’i geçerken kalkınmışlık düzeyinde de Çin’e yaklaşacak.

Şimdi Sayın Cumhurbaşkanına bazı önerilerim var:
Bu toplantılarda ulusal temsil gücünüzün artması için tüm siyasi partilerimizin tabii ki başta ana muhalefet partisi olmak üzere birer temsilci davet edebilirsiniz. Ayrıca siyasi partiler dışında eski büyükelçilerimizden örneğin onur Öymen gibi şahsiyetleri de ekibinize davet edebilirsiniz. Bu Türkiye için çok önemli, toplantılarda sizin diğer ülkeler nezdinde itibarınız çok artacaktır. Bu önerilerimi sizin son yaptığınız toplantıda yaptığınız konuşmalardan etkilenerek düşündüm.

Benim bu önerilerim ciddiye alınmazsa veya kamuoyu “Ne hakla böyle şeyler konuşuyorsun sana mı düştü, Sayın Cumhurbaşkanı’na akıl öğretmek” diyen olursa ben de bu önerilerimi benim hayallerim olarak düşünür ve hayallerimi toplar belki de bir kaç yıl sonra bu yazımı tekrar yazarım.

Yer küremizi ilgilendiren iki haber
Biri kötü diğeri iyi haber diyelim,

Önce kötü haber; Uzay savaş alanı olarak tanınacak. NATO yeni tehditlere karşı uzayı savaş alanı olarak tanımaya hazırlanıyor.

Bu kararın 3-4 Aralık’ta Londra’da yapılacak NATO zirvesinde alınacağını duyuruldu. Yeni konseptin kabul edilmesi ile savaşların kara, hava, deniz dışında uzaya da taşınabileceği düşüncesi resmen kabul görmüş olacak!!!  ABD başkanı Trump son olarak ülkesini uzay gücü kurmasına olanak veren kararnameye imza atmıştı!!!

Türkiye’ye düşen görev (Şayet o güne kadar biz kendiliğinden NATO üyeliğinden çekilmez veya NATO bizi örgütten atmaz ise) bu iğrenç kararı mutlaka engellemeli.

Şimdi de iyi habere bakalım;
Christine Lagarde; Düşük karbonlu elektrik üretimi için rüzgâr ve güneş enerjisi kullanımı teknolojilerin maliyetlerinde son 10 yılda görülen düşüşle küresel yenilenebilir enerji kapasitesi artıyor. Bu süreçte güneş panelleri fiyatları %76, rüzgâr türbin fiyatları %34 düştü.

SON SÖZ benim son hafta yazdığım Büyük Sahra’da sadece güneş ve rüzgâr enerjisine yapılacak yatırımla dünyamızı KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN tehlikelerinden kurtarabiliriz.

ŞAYET GEÇ KALMADIYSAK…

Not: Christine Lagarde kimdir diyenler için kısa bir bilgi:
1 Ocak 1956’da Paris’te doğan, Christine Lagarde, 2011 yılından bu yana Uluslararası Para Fonu (IMF ) başkanıdır. Le Havre’de liseyi bitirmiş ardından Bethesda’daki Holton Arms School’a katılmışıtır. Daha sonra Paris X Üniversitesi’nde hukuk fakültesinden mezun olmuştur ve Siyaset Bilimi Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamlamıştır. Eğitiminin ardından Paris Barosu’na avukatlık başvurusu yapmış ve bir hukuk bürosunda çalışmıştır.
Lagarde 2005 yılında Fransa Hükümetin’de Dış Ticaret Bakanlığı görevine getirilmiştir. 2007’de kısa bir süre Tarım ve Balıkçılık Bakanlığı’nın ardından Maliye ve Ekonomi Bakanlığı görevini üstlenmiştir.

Temmuz-Aralık 2008 arasında Avrupa Birliği Ekonomi ve Maliye Bakanlarını bir araya getiren ECOFIN Konseyi’ne başkanlık etti. 5 Temmuz 2011’de Lagarde, IMF’nin on birinci başkanı görevine getirilmiştir. Bu pozisyonu üstlenen ilk kadın olmuştur. 19 Şubat 2016 tarihinde ikinci kez beş yıllık dönem için başkan olarak seçilmiştir. Nisan 2012’de Fransız hükümeti tarafından verilen en üst nişan olan “Légion d’honneur’da Officier” almıştır.

 

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.html