22 Ocak 2019

Mustafa Kemal Atatürk yılı, İstanbul Belediyesi, Ulusal ve Uluslararası Siyasetimiz...

Mustafa Kemal Atatürk yılı
2019 Mustafa Kemal Atatürk yılı. Değerli kardeşim Sinan Meydan’ın başlattığı bu çok anlamlı projeye bende gönülden katılmıştım. Gerçekten destek hızla gelişiyor.

Ben de bugünkü yazımda araştırmacı yazar Sayın Metin Aydoğan’ın “Atatürk ve Türk Devrimi” kitabından bir pasajı sizlerle paylaşıyorum. Büyük önderimizin İnebolu Türk ocağında yaptığı konuşmadan; “Türk ulusu evlatlarına vereceği eğitimi mektep ve medrese diye iki ayrı kuruma bırakabilir miydi? Böyle bir eğitimden aynı düşüncede aynı anlayışta bir ulus yaratmak boş bir işle uğraşmak olmaz mıydı?” 

İstanbul Belediyesi  
İstanbul’da Belediye başkanlığına aday olan CHP adayı Ekrem İmamoğlu ve halen tartışmalı Meclis Başkanı Sayın Binali Yıldırım’ın seçim çalışmalarını merakla izliyorum. Her ikisinin de İstanbul halkına verdikleri vaatlerin başında İstanbul’da büyük bir sorun olan trafik sorununu çözmek iddiası var.

Önce şunu ifade edeyim her ikiniz de İstanbul trafik sorununu asla çözemezsiniz. Sadece ekonomik olarak büyük bir sıkıntıda olan Türkiye ekonomisinin gücünden söz etmiyorum. Avrupa’nın en güçlü ekonomisi olan Almanya’nın bile gücü yeterli olmaz.

İstanbul’un ulaşım sorununun çözümü için harcanacak bedel ile;

1) En az 2.000 fabrikası olan bir Anadolu yaratırız. 

2) Güneydoğu Anadolu projesi ile tüm dünyadan ürün ithal eden bir ülkeden tüm dünyaya ürün ihraç eden ülke olabiliriz.     

3) İstanbul’da yaşayan tüm yabancı sığınmacı, mülteci ve yabancı göçmenler İstanbul’u terk etmelidir.       
 
4) İstanbul’dan Anadolu’ya geri dönüş teşvik edilmelidir. Özellikle Karadeniz bölgemiz küresel ısınma sürecinde dünyanın en güvenli bölgesi olacaktır. Bu yüzden yabancılar bilhassa Araplar bunu çok iyi biliyorlar ve Karadeniz bölgemize duydukları ilgi bu nedenledir.

İstanbul’un nüfusu 7/ 8 milyon bandına çekilmezse süreç içinde mafya kentine dönecek nitelikli insanlar kenti terk edecek, ya yurt dışına ya da ege bölgesine göç etmek zorunda kalacaklardır. Şimdi burada görüşlerimi noktalar iken iki başkan adayına ne diyeyim ki!     
     
5) Sözüm sana Sayın İmamoğlu, İstanbul’da sebze ve meyve fiyatlarını düşürme gibi iddialı sözlerde bulunma. İstanbul’un doğal üretim merkezi Trakya’dır. Ancak orada nehirlerden zehir akıyor. Sadece İstanbul’da değil Ankara’da Kızılırmak, Ege'de Gediz ve Menderes nehirleri de zehir akıyor.  Ülkemizde üretim merkezi daha çok Antalya’dır. Buradaki üretimin büyük kentlere gelene kadar maliyet artışları hesaba katılması gerekir.

Şimdi diyelim ki söz konusu Avrupa’nın en güçlü ekonomisi Almanya olsun ve diyelim ki sizin suyunuz İspanya’dan gelecek, gıda gereksiniminiz güney İtalya’dan gelecek. O güçlü ekonomi bile bu koşullara dayanamaz.

Kentleşmenin en önemli yasası kentin suyu en uzak 60/70 km, gıda gereksinmesi ise en fazla 80/90 km mesafeden gelmelidir. Hani son günlerde kent yasalarından söz ediyor ya iktidar sana söz düşerse eğer kentleşmenin altın kuralı bu sözlerimi unutma.

6) Siyasetin bir altın kuralından sana söz ediyorum; “Sakın yapamayacağın sözleri halkına vaat etme, siyasete güvenin sarsılmasına neden olabilirsin”

Sadece İstanbul değil, orantısız göç alıp çok büyüyen bütün kentlerimizi aynı sorunlar beklemektedir. Bana göre İzmir bu sorunları yaşamaya aday kentlerimizin başında yer almaktadır.

Not: Bu sözleri sana 50 yılı aşkın siyaset yapan bir ağabeyin olarak öneriyorum…

Ülkemizin iç ve uluslararası siyaseti
Ülkemizin iç siyasetini iki küresel güç oluşturuyor ABD ve Rusya.  Burada ABD’yi Trump temsil mi ediyor yoksa pentagon mu? Yoksa CIA’mı belli değil. Bu nedenle ABD siyasetinde belirsizlik var buna karşın Rusya’yı ele alırsak, çok istikrarlı bir siyasete tanık oluyoruz. Her iki süper gücün Türkiye üzerinde çekişmesi olan biten şimdi dünyamızı etkileyecek.

1) 49. Dünya Ekonomik Forumu 22/25 Ocak tarihinde yapılacak. 110 ülkeden 3.000’den fazla iş adamı, siyasetçi, akademisyen katılıyor. Orada tezgâhlanan muhalefette uydurma bu forumun arkasındaki gücün de arkasında kapitalizm var (emperyalizm diyebiliriz.)

Dünya büyük felakete giderken iklimsel değişiklik işsizlik gibi felaketler oradaki katılımcıların umurunda bile değil. Gelir dağılım dengesi öylesine bozulmuş ki (Dünyadaki kaynakların %82’si dünya nüfusunun %1’in elinde, Oxfam Raporu)

Dünya bu kadar adaletsiz iken bu beyler utanmadan Davos’ta kış tatili yapıyorlar. Bir de konu olarak 4. sanayi devriminden söz ediyorlar.

Trump yok, İngiltere yok,  Fransa yok, Almanya yok, Japonya yok… Açılışı Hindistan Başbakanı Narendra Modi yapacak,  ben sadece onu önemsiyorum.

2) Geçen ay “BM Küresel Göç Sözleşmesi Toplantısı” Fas’ın Marakeş kentinde yapıldı. Bu sözleşmenin bağlayıcılığı yok. Faşist Brezilya kabul etmeyeceğini ilan etti. İsrail tanımayacağını açıkladı.

ABD imzalamadı,  Avusturya, Macaristan, Polonya, Estonya, Bulgaristan, çek Cumhuriyeti, Avustralya, Şili ve Dominik cumhuriyeti tanımayan ülkeler.    

Önümüzdeki süreçte göç sorunun ciddiyetini her ülke anlayacak. Yeni dünya düzeninde göç ciddiyetini yakında anlarsınız.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.html