17 Aralık 2018

Yerli malı haftası, Ulusal Siyasetimiz, Uluslararası ilişkiler, Uluslararası siyaset...

.Yerli malı haftası
Bugünkü yazımda çocukluğumun o aydınlık günlerimizin yerli malı haftasından söz etmek isterdim. Yorumlarına değer verdiğim bazı yazarlarımızın görüşüne göre artık ülkemizde yerli hiçbir malımız kalmadı.         
 
Belki bir miktar yerli malı yine de bulabiliriz ancak onunda hibrit tohumları Ortadoğu’nun baş belası İsrail’den geliyor. O halde öncelikle yerli tohum üretimimizi ülkenin en az beş bölgesinde yerel tohum geliştirme istasyonları kurma iradesini göstermeli, İsrail’in tüm ürünleri boykot edilmeli, Türkiye ile diplomatik ilişkilerini kesen bu ülke ile ülkemiz de tüm ilişkileri tamamen kesmelidir.
   
Çocukluğumun altın yıllarını nasıl taşıyabiliriz genç kuşaklara, büyük önderimizi Mustafa Kemal’i yitirmiştik ama ülkemizin onuru dimdik ayaktaydı.

Ancak o günler iki sinsi güç pusuya yatmıştı. Yobazlar o karanlık mahzenlerinden yeni çıkmak üzere idi. Diğeri ise dünyanın en kanlı emperyal ülkesi ABD ve ülkemiz bu emperyal ülkenin tuzağına düştü.

Yani Rockefeller’in dediği gibi “Oltaya düşen balık”tık artık, biz yeme ihtiyaç duymazdık. 

Ve ABD emperyalizmi ülkemizi kontrol edince ilk iş olarak ülkemizdeki gericileri ve yobazları desteklemek oldu. 

Ulusal siyasetimiz
Gerçi iç siyasetimize şu anda yerel seçimlere kilitlendiğimiz şu günlerde girmemek ilkem halen geçerledir ancak tek bir konuda; siyasi parti adayları ki çoğunlukla netleşti, uyarım kendilerine:
Son günlerde şu olaylara dikkatinizi çekmek istiyorum:

a) Edirne’de sel olayı bugüne kadar tanık olmadığımız boyutta.

b) Bodrum’daki hortum ve sel, akıl almaz kayıplar.

c) Kıbrıs’taki tarihte hiç görülmeyen sel felaketi ve maalesef dört gencimizi kaybetmemiz.

d) Antalya’da hortum ve sel, tüm seralar yerle bir oldu maddi kayıplarımız çok yüksek.

Şimdi siz adaylarımız çok büyük sorumluluklar taşıyorsunuz. Ya sellerle boğuşacaksınız ya da kuraklıkla;

Ve sizleri destekleyecek bir dönem dünyanın en başarılı Devlet Su İşleri kadroları yok. Efsane karayolları kadroları artık yok. Alt yapıları için destek verecek İller Bankası kadroları ve Köy Hizmetleri kadroları artık yoklar. Hepsi liyakati yok sayan anlayışa kurban edildi… 

Uluslararası ilişkiler 
Ülkemiz için Kırım sorunu ve Ukrayna nedeni ile oluşan kriz halen ciddiyetini koruyor.    

Türkiye hem Rusya ile stratejik ilişkilerini hem de Ukrayna yandaşlığını bir arada yürütmesinin çok zor olduğu bir süreci yaşıyor.

Fransa’daki sarı yeleklerin eylemi; sanırım 2002 yılında arkadaşım Ersal Yavi  “Avrupa’nın Önlenemeyen Çöküşü” isimli bir kitap yazmıştı. Ben de kendisi ile yaptığım pek çok televizyon programlarında da bu kitabın içeriğini konuşuyorduk.

Paris’te pek çok kadın kürk mantoları ile yüzlerini gizleyerek kilisenin önünde yiyecek yardımı için bekleşiyorlardı. Ancak ülkemizdeki pek çok AB yanlıları itiraz ediyor Avrupa’nın hele Fransa’nın asla çökmesinin mümkün olmadığını iddia ediyorlardı. Oysa bu kitap Amerika’nın çok dikkatini çekmişti. Sayın Ersal Yavi bu kitabını yeniden yazdığını, daha doğrusu güncellediğini söyledi.

Sayın Ersal Yavi belgelerle yazar, yazılarını özellikle,
“Bir Ülke Nasıl Batırılır? (Osmanlının son dönemleri)”
“Batırılan Bir Ülke Nasıl Kurtulur? (M. Kemal Atatürk dönemi)”
“Kurtarılan Bir Ülke Nasıl Batırılır? (ABD’nin güdümüne girdiğimiz dönem)” 

Ersal Yavi’den başka, araştırmacı ve sadece belgelerle yazan Sayın Yılmaz Dikbaş ve yine belgelerle yazılarını yazan değerli arkadaşım Sayın Metin Aydoğan ve yine çok değerli kardeşim Banu Avar'dan da söz etmemek olanaksız.

Acaba genç kuşaklarımıza bu kitapları okutmayı başarırsak ülkemizin geleceği gerçekten aydınlık olur mu? diye düşünüyorum.

Uluslararası siyaset
Türkiye’nin güneydoğudaki PKK ve PYD yapılanmasına karşı mücadele kararlılığı ve azmini destekliyorum. Şimdi dünyanın iki süper gücü Rusya ve Amerika’nın üst düzey temsilcilerinin şu görüşlerini paylaşmak isterim:

Rusya dış işleri bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova “Kürtler hakkındaki sınıflandırmamızı biliyorsunuz, bunda bir değişiklik olmadı. Türklerle aynı görüşte olmadığımızı defalarca söyledik! ABD yetkilileri ise ABD savunma bakanlığı Pentagon Suriye’nin kuzeydoğusundaki ABD askerlerinin bulunduğu bölgede herhangi bir tarafça atılacak bir adımı kaygı ile karşılarız ve bu tür adımları kabul edemeyiz. Şimdi bu koşullarda kendi güvenliği için müdahale ederse, Türkiye artık büyük bir ülkedir.

Müdahale eden askerlerimizin bir tekinin bile incinmesini asla kabul edemem bir askerimizin bedeli o haydutlarının tamamından fazla değerlidir. Burada danışıklı bir pozisyon yok ise eğer!

Polonya’da iklim değişikliği sempozyumu başarılı olduğu duyumlarını aldım fakat Türkiye daha bir ay önce gelişmiş ülkeler toplantısına katılmış iken bu kez gelişmemiş ülkeler kategorisine geçmek istemesini doğru bulmuyorum. Türkiye orada devletçe temsil edilmedi sanırım, neyse ki Sayın Dursun Yıldız sonuna kadar toplantıya katıldı. İzlenimlerini kendisinden alırız.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.html