07 Mayıs 2017
 
Türkiye jeopolitiğinde son durum.

Jeopolitik savaş dizisi yazılarımı okuma ve değerlendirme inceliğini gösteren okuyucularım bilirler ki her yazımın başında o günün tarihini gün ve saat olarak belirtirdim. Çünkü o günlerde ülkem küresel mücadelenin bir parçası idi söylenen her sözün bir anlamı vardı ve ülkemde her yetkili çelişkili açıklamalar yapıyordu. Ancak şimdi görünen o ki Türkiye artık jeopolitik savaşta yok. Rusya + İran + Astana ve Çin bloku ile ABD + AB + NATO arasındaki mücade-lede Türkiye'deki siyasetçi-lerin söyledikleri yorumları artık hiçbir ülke ciddiye almıyor ve ülkemiz itildiği Ortadoğu bataklığında çırpınıp duruyor.

Mustafa Kemal gibi büyük bir dehayı yetiştiren ülkemiz için en büyük hakaret siyasetçilerimizin görüşlerinin ciddiye alınmamasıdır ve bu çok incitici bir durumdur. Hani artık iyileşmesi mümkün olmayan hasta için doktor "Ne yerse yesin" der ya, işte tarihin sosyal bilimcileri de ne konuşursa konuşsun kimse ciddiye almayacaktır.

Ülkemizin ciddiye alınmayışı ile ilgili sadece örnek ile yetineceğim kısa bir süre önce ABD başkanı Trump Rusya'ya Kırım'ı Ukrayna'ya iade et dediğinde kıyamet kopmuş Rusya bu yaklaşımı en güçlü şekilde tepki gösteren davranışına ve hatta ABD'yi nükleer savaş ile tehdit etmişti. Ancak kısa bir süre sonra başbakanımız Binali Yıldırım aynı sözü Ukrayna başbakanın yanında söylediğinde Rusya hiç tepki göstermedi yani ciddiye almadı. Bir başka örnek vermek istiyorum ABD'nin Suriye ile saldırgan davranışına karşın sayın Cumhurbaşkanımızın "Bu açıklamalar lafta kalmasın icraatı görelim biz de üzerimize düşeni yaparız" dediğinde de Suriye için güvenliği için savaşı bile göze alabilecek Rusya bu sözleri de ciddiye almadı.

Rusya şimdilerde "Türkiye ile tam uyum içindeyiz" diyor doğal olarak çünkü bu jeopolitik savaş Rusya ile batı arasında kıyasıya devam ediyor ve biz bu savaşta yokuz. Geçtiğimiz günlerde bir köşe yazarı yorumcusu şöyle yazmış ve "Bu savaşı yönetemezsek iki gücün arasında tost olabiliriz" demişti. Bizim en haklı davamız olan Fırat kalkanı harekâtındaki duruşumuz karşısında iki küresel gücü karşımızda bulduk.

Şimdi gelelim Sayın Cumhurbaşkanımızın küresel güçlere yapacağı ziyaretlere, bu ziyaretler ülkemiz için bir kazanım sağlar mı; hiç sanmı-yorum, bu ziyaretlerin başarılı olması için Sayın Cumhurbaşkanımızın uluslararası ilişkilerde bilgili ve yetenekli danışmaları olması gerekirdi ama yok.