18 Aralık 2015
Paris İklim Zirvesi...


Paris’te yapılan ve iki hafta süren BM 21. Dünya İklim Zirvesi (COP21) sonuçlandı. Ancak…

Tespitler:

1. Ülkemizde bu zirve ne yazık ki diğer ülkelere göre yeteri kadar ilgi görmedi. Bunu da doğaldır ki; Ruslarla savaş uçağının düşürülmesi sonucu oluşan siyasi gerilim, muhalefet partilerinin iç çekişmeleri ve kurultay çalışmalarına dikkatlerin daha çok yoğunlaşması nedenleri ile açıklayabiliriz.

2. Paris’te toplanan küresel bilim dünyasının en seçkin ve yetkin kişileri; açıkladıkları gerçeklerle, durumun çok ürkütücü olduğu ve küresel ısınmanın yakın gelecekte -hatta çok yakın gelecekte- dünyamızı ve doğal yaşamımızı ne büyük ölçüde tehdit ettiğini vurguladılar. Yani ihmâlin şakaya gelmeyeceği, çok net olarak ortaya konuldu.

3. Nihai metin 195 ülke temsilciliğine dağıtılmadan önce, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın şu sözlerine dikkat edelim: “Anlaşma, iddialı ve gerçekçi oldu. Tarih artık bugündür. Gecikme ya da erteleme söz konusu olamaz. Gezegenimiz için şimdi karar verilmeli. Bütün dünya ulusları bu anlaşmayı imzalarsa; 12 Aralık 2015, sadece tarihi bir gün değil, insanlık için de büyük bir gün olur. Bu tarih, hayat mesajı veriyor. Bu anlaşma tüm katılımcılar tarafından imzalanırsa; iklim için, evrenimiz için, bütün dünyanın imza attığı ilk anlaşma olacak. Hepinizi bu büyük adıma dâvet ediyorum. Yaşasın gezegen, yaşasın insanlık, yaşasın hayat.”

*Yazarın önemli notu:
(Fransız Cumhurbaşkanı bu açıklamayı yaparken, "Yaşasın insanlık!" diyor. Ama o ülkenin ordusu, şu anda Afrika'da emperyal amaçlarla, milyonlarca insanı acımasızca katlediyor. Ve şimdi de, Orta Doğu'da varlık gösteriyor; bu bölgede savaştan, yağmadan pay kapmak için pozisyon almaya gayret ediyor...

Sayın Hollande; Fransa Devlet Başkanı olarak sen, insanlıktan söz edecek son kişilerden birisin!)

4. Türkiye’nin ise -en üst düzeyde temsil edilmesine karşın- açılış konuşmalarıyla, toplantılardaki tutumu arasında çok çelişki vardı. Hatta son gün, Türkiye heyeti sıkıntı yarattı da; zirveyi yönetenlerin hükümeti aramasıyla, son anda kriz çözüldü. Fakat karbon salınımını azaltma sözü ile Türkiye’nin 80 tane termik santral kurma girişimindeki çelişki, kafaları iyice karıştırdı. Açıkçası Paris’teki zirvede, dünyaya pek güven vermedik diyebiliriz.

5. Bu toplantının sosyolojik boyutu: Kapitalizm ve kapitalist ülkelerin silahlı gücüyle donatılan boyutu olan emperyalizm, bugüne kadar hiç yenilmemişti. Zaman zaman ise "Vahşi Kapitalizm" diye bir şey uydurup, dünyayı uyutmaya kalkmıştı -sanki vahşi olmayan kapitalizm varmış gibi...
Sonlandırırken; Çevresel Yerbilimleri Bölüm Başkanı, değerli arkadaşım Sayın Doğan Yaşar’ın, bu yazım için bana gönderdiği, ancak fazla yer olmadığı için tamamını yayımlayamadığım makalesinin bir bölümünü sizlere sunuyorum:

“Biz bu konuları konuşurken, dünyanın da önde gelen tarım alanlarından Ege ovaları; hem jeotermal hem de sanayi kirliliği baskısı altında devre dışı kalmaya başladı. Yani biz önce bu kirlilik işini çözelim. Ekecek temiz tarım toprağı kalmadıktan sonra, yağmur yağsa ne olur, yağmasa ne olur.

İklimler olması gerektiği gibi, ama ülkemizde kuraklık plânları yok. Örneğin günümüzde Kaliforniya’da yaşanan kuraklık için A, B ve C planları hazır. Tüm gelişmiş ülkelerde bu planlar hazır. Yani bizde yönetim kuraklığı var.

Geçtiğimiz günlerde Paris İklim Zirvesi yapıldı. Sonuç çok komik: “Acaba sıcaklıkları 1.5 derecede mi tutalım, yoksa 2 derece ile mi sınırlandıralım?..” Bu abuk sabuk konuşmaların temelinde, aslında yukarıda sıraladığımız olaylar var. Yani iklim korkusu ile suları özelleştirmek ve Kyoto’yu devreye sokarak, geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelere teknoloji satmak. Dünyada hiçbir canlı, iklimlere müdahale edemez. Zaten tarihe bakıldığında zaman zaman dünyanın buzul dönemlerini, zaman zaman da tüm buzulların eridiği dönemleri yaşadığımız görülür.

Bu nedenle mümkün olduğunca, kurak dönemlere hazırlanalım. Yer altı sularını kontrol altına alalım, havzalarda da kurak ve yağışlı dönemlerdeki tarım ürün desenlerini plânlayalım. Ve hepsinden de öte, Birleşmiş Milletler ve IPCC (Hükümetler Arası İklim Komisyonu) gibi kurumların da, dünyanın en büyük ticaret kurumları olduklarını unutmayalım. Bu kuruluşların hedefi, düzenledikleri senaryolarla G-7’lerin ticaret hacimlerini arttırmaktadır.”

İklim değişikliği ile ilgili yorumlarıma bundan sonraki yazılarımda da devam edeceğim.

(Alıntı Kaynaklar:  Eko gazete, açık radyo, TEMA Vakfı, Hidropolitik Akademi ve diğer uluslararası ajanslar).